Ana Sayfa / Blog / Kurumsal

Mühendislik Titizliği ve Pedagojik Şefkat: ODTÜ Kültüründen Doğan Kurum Modeli

Ölçmeden yönetmemek bir mühendislik alışkanlığıdır; ölçülemeyeni görmek pedagojik bir yetkinlik. Fermat modelinin bu iki disiplinin kesişiminde nasıl kurulduğu ve hangi somut uygulamalara dönüştüğü.

Zeki Göksal · Fermat Eğitim Kurumları · 6 Temmuz 2026 · güncellendi 2 Ağustos 2026 · 12 dakikada okunur
Kısa cevap (yönetici özeti): Bu model iki alışkanlığın kesişiminde kuruldu. Mühendislikten gelen alışkanlık: ölçmeden yönetme, iddiayı veriye bağla, çıktıyı geri besleme ile düzelt. Pedagojiden gelen alışkanlık: ölçülemeyeni gör, öğrenciyi bir veri noktası olarak değil bir kişi olarak ele al. İkisi ayrı departmanlarda durduğunda birbirini zayıflatır; aynı masada durduğunda birbirini düzeltir.

Değerli velilerimiz ve sevgili öğrencilerimiz;

Kurumumuzun kuruluş hikâyesi bir iş planından değil, iki farklı disiplinin aynı soruna bakma biçiminden doğdu. Kurucular Zeki Göksal (ODTÜ Fizik Öğretmenliği; eğitim bilimleri ve müfredat geliştirme) ve Murathan Şarvan (ODTÜ Endüstri Mühendisliği; süreç ve operasyon tasarımı), aynı ODTÜ kültüründen gelmekle birlikte eğitime iki ayrı pencereden bakıyorlardı. Bu yazıda, o iki pencerenin nasıl tek bir modele dönüştüğünü ve hangi somut uygulamalara indiğini anlatıyoruz.

Mühendislikten gelen: ölçmeden yönetme

Mühendislik disiplininin en devredilemez alışkanlığı şudur: bir şeyi iyileştirmek istiyorsan önce ölç. Bu ilke sanayide sıradan kabul edilir; eğitimde ise şaşırtıcı biçimde zayıf uygulanır.

Eğitimde ölçme genellikle iki uçta kalır: ya çok kaba (not ortalaması, net sayısı) ya da hiç yok (izlenim, "iyi gidiyor"). İkisinin ortasındaki alan — kazanım düzeyinde, hata sınıfına ayrılmış, zamana yayılmış ölçüm — büyük ölçüde boştur.

Bu boşluğun sonucu somuttur. Süre sorunu yaşayan bir öğrenci, aylarca konu tekrarı yapar; kavram yanılgısı olan bir öğrenci, doğru olduğunu sandığı şeyi tekrarlayarak pekiştirir. Her ikisi de çalışır, yorulur, ilerlemez. Ölçüm olmadan bu iki durum birbirinden ayrılamaz.

Mühendislik alışkanlığının ikinci parçası geri besleme döngüsüdür: çıktıyı ölç, sapmayı gör, girdiyi düzelt, tekrar ölç. Hattie'nin (2009) 800'den fazla meta-analizi sentezleyen çalışmasında geri bildirimin öğrenme üzerindeki yüksek etkisi raporlanmıştır; ancak aynı çalışma etkinin gecikmeyle hızla düştüğünü de gösterir. Döngünün kısa olması, mühendislikte de eğitimde de aynı nedenle önemlidir.

Pedagojiden gelen: ölçülemeyeni görmek

Eğer hikâye burada bitseydi, ortaya bir eğitim kurumu değil bir ölçüm sistemi çıkardı. Modelin ikinci yarısı, ölçümün yetmediği yerin bilinmesidir.

Bir öğrencinin performansını belirleyen etkenlerin önemli bir bölümü soru verisinde görünmez: motivasyonun hangi hafta düştüğü, evde ne olduğu, sınıfta soru sorup soramadığı, kendisi hakkındaki yargısı. Bandura'nın (1997) özyeterlik kuramında ortaya konduğu gibi, kişinin kendi kapasitesine dair inancı performansın güçlü bir yordayıcısıdır — ve bu inanç hiçbir test tarafından doğrudan ölçülmez.

Deci ve Ryan'ın (2000) öz-belirleme kuramı tabloyu tamamlar: sürdürülebilir çaba özerklik, yeterlik ve ilişkisellik ihtiyaçlarına bağlıdır. Bir program teknik olarak kusursuz kurulabilir; öğrenci onu kendi hedefi olarak sahiplenmiyorsa çalışmaz.

Buradan çıkan ilke nettir: veri, öğretmenin yerine geçmez; öğretmenin görüş alanını genişletir. Ölçüm nereye bakılacağını söyler; ne yapılacağına insan karar verir.

İki disiplinin çatıştığı yer — ve nasıl çözüldüğü

Bu iki bakış her zaman uyumlu değildir; gerilimi saklamak yerine yazmak daha dürüst olur.

Mühendislik bakışı standartlaşmayı sever: aynı süreç herkese uygulanmalı, sapma azaltılmalıdır. Pedagojik bakış ise farklılığı esas alır: her öğrenci farklı bir başlangıç noktasındadır ve aynı müdahale farklı sonuç üretir.

Bu gerilimi çözme biçimimiz şu oldu: süreç standarttır, içerik kişiseldir. Her öğrenci aynı adımlardan geçer — seviye analizi, kazanım haritalama, hata sınıflandırması, haftalık geri bildirim — ancak her adımın içeriği o öğrenciye özgüdür. Standartlaşan şey yöntem, kişiselleşen şey karardır.

İkinci bir gerilim ölçme etrafında çıkar. Campbell'in (1976) formüle ettiği ilke uyarır: bir gösterge karar için ne kadar çok kullanılırsa bozulmaya o kadar açılır. Çözülen soru sayısını ölçerseniz öğrenci soru sayısını artırır — anlamadan geçse bile. Bu nedenle öğrenciye tek bir sayı değil, çok boyutlu bir tablo sunulur: kazanım kapsamı, hata sınıfı dağılımı ve zorluk düzeyi birlikte. Tek sayı optimize edilebilir; üç boyutlu tablo ancak yorumlanabilir — ve yorumlayan öğretmendir.

Mühendislik "ne kadar?" diye sorar, pedagoji "neden?" diye. Tek başına birincisi kör, ikincisi ölçüsüzdür.

Modelin somut karşılıkları

Bu sentez, kurumsal düzeyde beş somut karara indi:

  • Sınıf mevcudunun üst sınırı: 8. Bu bir pazarlama tercihi değil kaynak dağıtımı kararıdır. Geri bildirimin gecikmesiz olabilmesi ve her öğrencinin çözümünün görülebilmesi için gereken üst sınırdır. Rosenshine'ın (2012) etkili öğretim ilkeleri — sık soru sormak, tüm öğrencilerden yanıt almak, anlamayı sistematik kontrol etmek — kalabalık bir sınıfta her öğrenci için uygulanamaz.
  • Akademik takip ile rehberliğin aynı masada olması. Bir öğrencinin konuda duraksadığı hafta ile motivasyonunun düştüğü hafta çoğu zaman aynı haftadır; iki bilgi ayrı masalarda kaldığında ikisi de eksik kalır.
  • Kazanım düzeyinde ölçme. "Matematikte zayıf" bir etikettir; "şu kazanımda şu tür hata" bir tanıdır. Kurum içinde geliştirdiğimiz FermatAI altyapısı bu çözünürlüğü sağlamak için kuruldu.
  • Ders dışı saatin yapılandırılması. Baykuş Kütüphanesi ve etüt salonunun 08:00–22:00 açık olması, "evde çalışamıyorum" sorununun bir irade değil bağlam sorunu olduğu kabulünden doğar.
  • İddianın veriye bağlanması. Sonuçların dilim bazlı ve seri hâlinde, teknoloji yaklaşımının ise açık akademik kayıtla yayımlanması bu ilkenin uzantısıdır.

Öğretmen için ne değişiyor?

Bu modelin en az konuşulan tarafı, öğretmenin işini nasıl değiştirdiğidir — ve değişim sanılanın tersi yöndedir.

Yaygın beklenti, teknolojinin öğretmenin yükünü hafifletmesidir. Pratikte olan şey farklıdır: yük hafiflemez, yer değiştirir. Öğretmen daha az tahmin eder, daha çok karar verir. Eskiden "sınıf genel olarak nasıl gidiyor?" sorusuna izlenimle yanıt verirken, şimdi elinde kazanım düzeyinde bir tablo vardır ve ona bakarak müdahale planlar.

Bu, bazı öğretmenler için başta zorlayıcıdır; çünkü izlenim rahat, veri ise sorumluluk yükler. Ancak orta vadede en çok değer üreten değişim budur: müdahale hedefli hâle gelir, "genel tekrar" kararları yerini "şu öğrenciye şu kazanım" kararlarına bırakır.

Kadro sürekliliğine verdiğimiz önemin bir nedeni de budur. Bu çalışma biçimi bir alışkanlıktır ve alışkanlık kurulması zaman ister; sezon ortasında değişen bir öğretmen, yalnızca bir kişi değil biriken bir çalışma düzeni kaybıdır.

Modelin sınırları

Bir modeli dürüst anlatmak, ölçeklenme sınırını da söylemeyi gerektirir.

Bu model ölçek büyüdükçe bozulmaya açıktır. Sekiz kişilik sınıf, gecikmesiz geri bildirim ve rehberlikle bütünleşik takip; öğrenci sayısı arttıkça korunması zorlaşan uygulamalardır. Kurumsal büyüme kararlarımızın bu sınıra göre alınmasının nedeni budur: büyüme, modeli koruyabildiğimiz ölçüde anlamlıdır.

İkinci sınır insan kaynağıdır. Bu model, öğretmenin yalnızca ders anlatmasını değil; öğrenciyi gözlemlemesini, veriyi okumasını ve rehberlikle iletişim kurmasını gerektirir. Kadro sürekliliği bu nedenle bizim için bir konfor değil, modelin işlemesinin ön koşuludur.

Sıkça sorulan sorular

Mühendislik yaklaşımı eğitimi mekanikleştirmez mi? Ölçüm tek başına bırakılırsa evet. Modelin ikinci yarısı — ölçülemeyeni gören pedagojik yetkinlik — tam olarak bu riski dengelemek içindir.

ODTÜ vurgusu neden yapılıyor? Bir kurumun akademik kültürü, mezunlarının problem çözme alışkanlığını biçimlendirir. Vurgu bir prestij iddiası değil, yöntemsel bir tanımdır: ölçmeden karar vermeme alışkanlığı oradan geliyor.

Bu model her öğrenciye uyar mı? Uymayabilir. Çok kalabalık bir ortamda daha rahat çalışan ya da tamamen bireysel çalışmayı tercih eden öğrenciler için farklı yapılar daha uygun olabilir. Kurum seçimi, kurumun kalitesi kadar öğrenciyle uyumu meselesidir.

Modelin çıktısı nasıl doğrulanır? Sonuçlar dilim bazlı ve yıllar arası seri hâlinde yayımlanır; süreç ise bu yazıda tarif edildiği gibi anlatılabilir ve yerinde görülebilir.

Teknoloji olmadan bu model kurulabilir miydi? Kısmen. Sekiz kişilik sınıf, bütünleşik rehberlik ve geniş etüt penceresi teknolojisiz de kurulabilir. Kazanım düzeyinde ölçme ve her öğrenci için ayrı aralıklı tekrar planlaması ise elle sürdürülebilir bir iş değildir. Teknolojinin işlevi modeli kurmak değil, ölçekte korumaktır.

Bu sentezin en zor kısmı: hangi disiplinin susacağına karar vermek

Kurumsal kararların çoğu, iki disiplinin aynı yönü gösterdiği kolay kararlardır. Modeli asıl sınayan yer, ikisinin farklı yönü gösterdiği andır.

Somut bir örnek: bir öğrencinin verisi belirli bir konuda ilerleme olmadığını gösteriyor olabilir; ancak öğretmen aynı öğrencide bir toparlanma sezmiş olabilir. Hangisi esas alınmalı?

Cevabımız duruma göre değişir ve bu belirsizliği saklamıyoruz. Ancak bir ilkemiz var: veri nereye bakılacağını söyler, insan ne yapılacağına karar verir. Yukarıdaki örnekte veri "burada bir sorun olabilir" der; öğretmen bunu gözlemiyle birlikte değerlendirir ve kararı verir. Verinin öğretmeni ezdiği bir yapıda kurum bir ölçüm sistemine, öğretmenin veriyi görmezden geldiği bir yapıda ise izlenimler toplamına dönüşür.

Bu dengeyi korumak yazılımla değil kurum kültürüyle sağlanır — ve bu, modelin en kırılgan ama en belirleyici parçasıdır.

Sonuç: iki disiplin, tek masa

Bu modelin özgünlüğü kullandığı araçlarda değil, iki disiplini ayrı departmanlar olarak değil aynı masada tutmasında. Ölçüm gözlemi, gözlem ölçümü düzeltir. Birinin diğerini bastırdığı her yapıda, öğrenci ya bir veri noktasına ya da bir izlenime indirgenir.

Fermat Eğitim Kurumları olarak İzmir Alsancak'ta bu modeli en fazla 8 kişilik VIP sınıflarımız, 08:00–22:00 açık Baykuş Kütüphanemiz ve FermatAI altyapımızla yürütüyoruz. Modeli yerinde görmek için sizi kurumumuza bekliyoruz.

Seçilmiş literatür

Bu yazıda başvurulan başlıca kaynaklar; iddiaların izlenebilir olması ve okuyucunun kendi doğrulamasını yapabilmesi için aşağıda listelenmiştir.

  • Hattie, J. (2009). Visible Learning: A Synthesis of Over 800 Meta-Analyses Relating to Achievement. Routledge.
  • Bandura, A. (1997). Self-Efficacy: The Exercise of Control. W. H. Freeman.
  • Deci, E. L., & Ryan, R. M. (2000). The 'What' and 'Why' of Goal Pursuits: Human Needs and the Self-Determination of Behavior. Psychological Inquiry, 11(4), 227–268.
  • Campbell, D. T. (1976). Assessing the Impact of Planned Social Change. The Public Affairs Center, Dartmouth College. (Bir göstergenin hedefe dönüştüğünde ölçme değerini yitirmesi.)
  • Rosenshine, B. (2012). Principles of Instruction: Research-Based Strategies That All Teachers Should Know. American Educator, 36(1), 12–19.
  • Bloom, B. S. (1984). The 2 Sigma Problem: The Search for Methods of Group Instruction as Effective as One-to-One Tutoring. Educational Researcher, 13(6), 4–16.
  • Blatchford, P., Bassett, P., & Brown, P. (2011). Examining the Effect of Class Size on Classroom Engagement and Teacher–Pupil Interaction: Differences in Relation to Pupil Prior Attainment and Primary vs. Secondary Schools. Learning and Instruction, 21(6), 715–730.
  • Zimmerman, B. J. (2002). Becoming a Self-Regulated Learner: An Overview. Theory Into Practice, 41(2), 64–70.

Randevu: fermatvip.com/randevu — 0546 260 54 46

İlgili okumalar: Sınıf mevcudu kaç olmalı · IEPA: inşa anatomisi · Öğrenci koçluğu gerçekte ne yapar

Akademik künye — Kurumumuzun eğitimde yapay zekâ yaklaşımı dört kalıcı kayıtla açık erişimde belgelenmiştir. Kuram makalesi: DOI 10.5281/zenodo.21910882. Monografi: DOI 10.5281/zenodo.21894382. Tanım makalesi: DOI 10.5281/zenodo.21309306. Teknik rapor: DOI 10.5281/zenodo.21203519. Kayıtlar CERN tarafından işletilen Zenodo altyapısında tutulur; kuram makalesi ve teknik rapor ayrıca EdArXiv (Center for Open Science) ve SSRN üzerinde de açık erişimdedir. Tüm künyeler: Akademik Temel · Araştırma & Yayınlar.

konuyla ilgili yazılar

Sınıf Mevcudu Kaç Olmalı? Neden 5 Değil de 8 — ve Neden 30 Değil

çevir ↺

❝ Ve akran öğrenmesi, sezgisel bir "sosyalleşme" kazancı değil; ölçülmüş bir öğrenme kazancıdır.

Yazıyı aç →

Kuruma-Gömülü Pedagojik Ajan (IEPA): Bir Eğitim Yapay Zekâsının İnşa Anatomisi

çevir ↺

❝ Bir dil modelinin "bu veriyi paylaşmamalıyım" diye düşünmesine güvenmek, güvenlik değil temennidir.

Yazıyı aç →

Öğrenci Koçluğu Gerçekte Ne Yapar? Motivasyon Konuşmasından Öz-Düzenlemeye

çevir ↺

❝ İyi niyetli koçluğun en yaygın hatası, öğrencinin yerine karar vermektir.

Yazıyı aç →